 İnternet istatistiklerine göre hiç okunmayan türde bir yazı yayınlıyorum. Darfur neresidir ? Darfur'da neler oluyor ? Darfur Türkiye'de nereye banziyor. Merak eden okumaya devam etsin... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki,çoğunluğun azınlığa,etnik topluluklara,farklı inançtan olanlara her türlü müdahalesi İNSANLIK SUÇUDUR. Savunulacak yanı da yoktur.Yine devletin kontrol dışı unsurlarla iç güvenliği sağlaması,çeteler oluşturarak terörle mücadele etmesi de KABUL EDİLEMEZ. Sudan Diktatörü El-Beşir,Cumhurbaşkanı Gül tarafından kabul edilince ortalık karıştı."İnsanlık suçu işlemiş uluslararası suçlu biriyle nasıl görüşülür ?" Diye sesler yükseldi. Bizim en okumuşumuz bile araştırmadan,kulaktan dolma salladığından,bazı uluslararası örgütlerin de tamamen ABD borazanı olduğundan şüphelendiğimden ve en önemlisi bu kuruluşların Rumlar ve Kürtler ile ilgili konularda Türkiyeyi de suçlu ilan ettiğini bildiğimden, konuya derinlemesine indim.Başta NTV ve Vikipedi olmak üzere başvurduğum kaynaklar, bu konunun altında da bazı büyük eşkiya devletlerin petrol kokusu almasının yattığı izlenimini yaratıyor. Darfur dünyadan çook uzakta bir yer.Arap ve Müslüman olan şeriatçı bir yönetime sahip Sudan'ın kuş uçmaz kervan geçmez bir bölgesi.Hiç bir şeyi yok.Bu bölgede 6 Milyon Afrika yerlisi, Müslüman olmayan, etnik bir azınlık toplumu yaşıyor.Hiç bir işe yaramayan kıraç topraklar nedeniyle Arap göçerlerle ihtilaf içindeler.Sudan ile savaş halindeki Çad'a daha yakınlar.90 'lı yıllarda bölgede petrol bulunduğu haberi çıkıyor ve birden sefil hayatları karışıyor.Elektrik yok,su yok,tarım yok ama petrol var.Peşi sıra acı va,r zülüm var,yasa dışı herşey var,kitlesel ölümler var,işkence ve tecavüz ise en hafifi. Afrikalılar, kimin dolduruşuna geldi "bilinir ama" bilinmez,ayaklanıyorlar.Aniden ayrılıkçı örgütler türüyor.Ayranları yok içmeye ama ellerinde son model silahları da var.“Sudan Kurtuluş Ordusu” ile “Adalet ve Eşitlik Hareketi” adlı iki örgüt, eşit haklara sahip olmadıkları, bölgenin ihmal edildiği gerekçesiyle merkezi yönetime karşı silahlı eylemler düzenliyorlar.Daha sonra bu örgütlerin sayısı 7 oluyor.Hükümet isyanı bastırmak için, yörede göçebe hayvancılık yapan müslüman arapları devreye sokuyor. İşte bu noktadan itibaren bitmeyen çatışmalar başlıyor.Cancevid’ler (müslüman milisler) isyanı bastırmaya çalışırken köyleri yakıyorlar, kadınlara tecavüz ediyorlar, öldürüyorlar... Merkezi hükümet, ulaşamadığı noktalarda Cancevid’leri kullanıyor. Etnik sebeplerin yanı sıra, Cancevid’lerin Afrikalı kabilelere saldırısında,su kaynaklarının giderek azalmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Çatışmalar üç farklı eksende gelişiyor. Resmi hükümet güçleri ile isyancılar arasında; hükümet yanlısı Cancevid milisleri ile Afrika yerlisi sivil halk arasında ve Cancevid’ler ile isyancılar arasında. Gözlemcilere göre; yaşanan çatışmalarda en fazla mağdur olan taraf Müslüman siviller oluyor !.. BM verilerine göre, Darfur’da 4 yıldır süren iç savaşta en az 200 bin kişi öldü, 4 milyon kişi insani yardım olmaksızın yaşayamayacak durumda. 2.5 milyon insan ise yerlerinden oldu; bir kısmı Darfur’da kurulan insani yardım kamplarına sığındı, bir kısmı da komşu ülke Çad’a...Bugün Sudan hükümetinin izniyle Afrika Birliği Barış Gücü’nün Darfur’da 7000 askeri bulunuyor. Geçenlerde BM Barış Gücü ve Afrika Birliği Barış Gücü’nün Darfur’a 26 bin asker gönderme girişimi oldu, ancak sonuçsuz kaldı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre, Türkiye’de de 9 bin Darfurlu mülteci var.
Darfur'da katliam yaşanırken habersiz olan dünyalılar,magazin basını sayesinde burada bir şeyler olduğunu öğrendi. "Dünyanın en seksi erkeği” unvanlı aktör George Clooney başta olmak üzere Hollywood yıldızları Brad Pitt, Matt Damon, Angelina Jolie, Don Cheadle, Mia Farrow seferber oldular, Clooney adeta kendisini bu konuya adadı.Eski bir gazeteci olan babasıyla Darfur’a gitti; belgesel filmler çekti.Ardından BM’nin iyiniyet elçisi Angelina Jolie gitti; mülteci kampında çocuklarla, kadınlarla konuştu; fotoğraflar çektirdi ve fotoğraflar dünya basınında, onun “Eğer ben size biraz daha tanıdık geldiğim için bu fotoğraflara bakıyorsanız; bu bile çok iyi. Çünkü biliyorum ki, bana bakarken aslında onlara bakıyorsunuz” sözleriyle yayınlandı. Bir ara Libya lideri Kaddafi de barış güvercinliği rolüne soyundu."Evlatlarım" dediği ayrılıkçı çetelerin reislerini barış görüşmelerine ikna edemedi.Ayrılıkçı isyancı çeteler,kişisel hırs,farklı görüş gibi etkenlerle birbirlerine düştüler. “Darfur’dan sık sık ve kolayca söz ediyoruz. Fakat kesin olarak ne söyleyebiliriz? Bildik ve kestirme terimlerle, kendi kendisiyle savaşan bir toplum söz konusu. İsyancılar hükümetle savaşıyor; hükümet de isyancılarla. Ancak gerçeklik çok daha karmaşık. Gelinen noktada çatışma çoğu zaman kabileler veya savaş ağaları arasındaki hesaplaşmalar biçiminde yaşanıyor. Kriz Darfur’la da sınırlı değil. Sınırların ötesine taşıyor, bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Darfur aynı zamanda bir çevre krizi niteliği taşıyor; çatışmanın büyümesinde çölleşmenin, ekolojik bozulmanın ve kaynakların kıtlığının (bilhassa da susuzluğun) önemli payı var.” Bu sözler, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un. El-Beşiri, Türkiye'nın, güvenlik konseyi geçici üyeliğini desteklemesi bahanesiyle,bizden muhabbet buluyor.İki devlet reisinin, Çırağan Sarayındaki görüşmelerinde şöyle bir dialog gerçekleşiyor; Cumhurbaşkanı Gül "Acılara son verin" Diyor,El Beşiri ise,"Darfur beni de üzüyor" Diyor.Şeriat mahkemesi dışında mahkeme tanımam diyen El-Beşiriye kimse şunları sormuyor; Komşun aç yatarken senin tok gezmen hangi şeriata uyuyor ?..Allah adına can alma yetkisini sana hangi şeriat veriyor ?..Karıncayı incitmemek için dikkatli yürüyen İslam alimlerinden hiç mi feyz almadın ?..Gönderilen insanı yardıma el koyup yandaşlara dağıtmak hırsızlık sayılmaz mı ?..Şeriat hırsızların elinin kesilmesine hükmediyor mu ?.. |